21 Ekim 2010 Perşembe

KANATILMIŞ SÖZCÜKLER KİTABI(Gercekler Maskelenmesin şizofren öykü yarışması birincisi)

Şizofreni Dernekleri Federasyonu liderliği ve Bilim İlaç desteği ile şizofreni hastalığına dikkat çekmek ve şizofreni hastalarını topluma kazandırmak amacıyla başlatılan “Gerçekler Maskelenmesin” isimli projenin öykü yarışması birincisi Süveyda Ölüdeniz’in “Kanatılmış Sözcükler Kitabı” adlı eseridir...

"

Ben deli değilim,benden başka herkes deli olduğu için beni deli zannediyorlar. İnsanın kendi olabileceği tek yer akıl hastanesidir! Sanırdım, yanılmışım. Delirmeye bile hakkınız yok burada. Tımarhane delirme hakkının kutsandığı mabed değil midir? Değilmiş. İnsan tımarhanede bile delirme hakkını elde edemiyorsa ölsün daha iyi. Ben size ve kendime rahatça dil çıkarabilmek için burada değil miyim, bunun için kapatmadınız mı beni buraya. Elektroşoklar tersini söylüyor bunun. Hastabakıcının suratını görmem elektroşoka girmeme yetiyor da artıyor bile. Şehir cereyanını boşa harcamayınız efendim.
Hayatım boyunca kendim olabileceğim bi yer aradım. Bu yer bazen bir insanın yüzü oldu, bazen sevdiğim bir kitapta altını çizdiğim cümle, bazen ölüler gibi haftalarca susmanın saltanatını yaşamak, bazen de denizin köpürdüyen mavi kaosunda eritmekle gözlerimi. Ama yetmedi bunlar. Sonuna kadar kendim olmak istedim, evreni kanatlamak pahasına. Sanatı denedim; otoriteye karşı çıkanların birbirlerine karşı imgelerle iktidar olma çabası. Polis olun efendim, daha saygın.
İnsanın kendi olabileceği tek yer gece kalbidir! dedim sonra, insan yalnızken kendisidir! diye de uzattım. Ama insanların ruhuma bu izinsiz girişleri yok mu, beni delirtiyor: "Sevgilim beni ne kadar çok seviyorsun" lar, "felsefe yapma, aşka gel kendine gelirsin" ler, "insanları olduğu gibi kabul et, mutlu olursun" lar vb. insanları olduğu gibi kabul edersem bu savaşları, bu gizli sömürüyü, bu öldürücü şiirsizliği de kabul etmiş olmaz mıyım; bu İsa'ya hem Edip Cansever'e, hem kendime, yeni doğan çocuklara ve gökyüzüne ihanet etmek olmaz mı?
Hepimiz deliyiz, akıllı taklidi yapmayı bıraktığımız anda tımarhaneye kapatılırız. İnsanlar akıllı taklidi yapmakta ne kadar da usta Tanrım. Bense beceriksizliğim bu konuda, daha doğrusu akıllı taklidi yapmaktan bıktım. Normal olmaya çalışmak deli olmaktan daha zor. Beklide bunu anladım. Bir ofiste çalışıyordum, deli gömleğimin (seçkin bir markaydı) üzerine kravat takmayı bıraktım.
Beni kimin delirttiğini gerçekten merak ediyorum. babam olabilir diyorum, çocukluğumda az dövmedi beni sözcüklerle. Lise 2'de beni derste kuşumla oynarken yakalayan son Osmanlı Aysel'de olabilir beni delirten.(Kaltak dediğime bakmayın, kızgınlığımdan söylüyorum, yağmurda ıslanmış bir köpek kadar aşıktım ona.) tek tek beni kimin delirttiğini hesabını yapmak zor, kısaca beni insanlar delirtti diyebilirim. Beni insanların çıldırtmasındansa gökyüzünün çıldırtmasını isterdim, karanlık yağmurun, müziğin… Beni çıldırtma hakkını insanların elinden almalıyım.
Önemsiz deliliklerimi saymayacağım, beni buraya kapattıran son çılgınlığımı anlatcam. İntihar fikri yine Tanrım olmuştu, aynadaki yüzüme tükürüp silahımı aldım ve mahallemizdeki Büyük Çukurca Camisine gittim. Girdim içeri. Caminin tavanına iki el ateş edip namazı böldüm. Haklı olarak üzerime saldıran bir dindarı bacağından vurup "suküneti" sağladım. Gerginlik caminin duvarını çatlatacak kadar büyüktü. Fazla vaktinizi almayacağım dedim. Ve Perulu şair Cesar Mendoza'nın Acı Çekene Saygı şiirini okumaya başladım.

ACI ÇEKENE SAYGI

Tanrı'yla aynı fikirde değilim
İntihar edenlerin
Cehenneme gideceği konusunda
Kainatın yaratılışına
Katılmaktan bıktığımda ruhum
İntihar edeceğim bende
Denenmemiş bir yolla

Nerdeyse bütün akıllı kalpler
İntihar edipsiktir çekmiş yeryüzüne

Ben ateist değilim, babasıymış gibi
Tanrı'ya küsen bir çocuğum
Eğer Tanrı intihar edenleri ve Nietche'yi
Cehenneme gönderirse
Cehennemde yanmayı tercih ederim bende
Tanrı dürüstlüğü sever..

Tantı'nın hayal gücünü beğenmiyorum

Ben Tanrı olsam
Peygamberler göndermez
Direk konuşurdum insanlarla

Ben Tanrı olsam
Hitler'i iyi kalpli bir Yahudi olmakla cezalandırırdım
Yahut yetenekli bir yazar yapardım onu
İçindeki kötülüğü insanlara değil
Tuvallere boşaltırdı

Ben Tanrı olsam
Devletler yok olur
Gül kokulu bireyler var olurdu sadece
Atlar çılgın zamanlar koşardı

Ben Tanrı olsam
Düşünce gücüyle herkesin
İstediği karakter olmasını sağlardım
Dünya bir şiirin
Yaratılım sürecine dönüşürdü böylece

Ben Tanrı olsam intihar ederdim
İnsanlarla birlikte
Acı çekmeyi öğrenemediğim için
……….
Sessizlik ağır bir kaya gibi hepimizin üzerine çökmiüştü. Cemaat beni linç etmek için fırsat kolluyordu, seziyordum bunu. Tabancam tek dostumdu o anda. O sırada cemaatten yaşlıca bir adam bana doğru yürümeye başladı. Dur diye bağırdım, dur , yoksa…dinlemedi yavaş yavaş ağır çekimde yanıma kadar geldi gözlerinde diğerlerinde ki gibi öfke değil,merhamet gibi bir şey vardı. Tanımıştım, babamın arkadaşı Ahmet abiydi. "dinle beni, Allah'ın- kendin – olduğunu anlayıncaya - kadar – hep – acı – çekeceksin" dedi usulca. Ellerim titremeye başlamıştı, bu sözler dikenli bir çalı gibi saplanmıştı içime ama acıtmıyordu. Silahımı aldı, beni linç etmek isteyen kalabalığı ve zamanı bir el hareketiyle durdurdu.
Sonrası…Sonrası buradayım işte. O yaşlı adamın Ahmet Abinin sözünü hatırladığımda sakinleşir gibi, içimdeki bir sırra erer gibi oluyorum ama izin vermiyor insanlar ve anılar kendim olmamama, içimin sularına bir balık gibi dalaraktan. Dışarıdayken bir söz vermiştim kendime:onlar ne yaparsa ben tersini yapacağım! Diye. onlar yalan mı söylüyor, ben doğruyu söyleyeceğim. Onlar boyun mu eğiyor, ben isyan edeceğim. Hem de her şeye. Onlar sanattan nefret mi ediyor, ben inadına Mozart dinleyeceğim, ölü yazarlarla dostluk kuracam, 7. Mühür'ü, Sonbahar'ı ve Seven'ı izleyeceğim. Onlar paraya mı tapıyor, ben yağmurda ıslanmaya tapacam . Onlar statünün getirdiği saygınlığa mı inanıyor, ben serseriliğe ve kaybetmişliğe sokak olacağım. Sonuç: İnsanın Tanrı'ya inancının kaybetmesinden daha kötü olan bir şey varsa o da insanlığa inancını kaybetmesidir. Siz insansanız ben insan olmayı reddediyorum. Deli olmam güllerle birlikte açmama, zamanın dışına taşmama engel değil; tam tersine bunlara açılan kapı.
Bu arada delilerin söz söyleme özgürlüğünden bol bol yararlanıyorum. Geçen gün bağırmaya başladım:sizin sığınacak bir Allah'ınız var, benim yok. Benim sığınacak yalnızca kelimelerim var. Deliliğini topluma kabul ettirebilene dahi derler; ben ettiremedim, tımarhanedeyim. Güldüler.aklın fazlası cehennem. Dedim, güldüler. Her çocuk Tanrı'nın gönderdiği bir peygamberdir. Ve unuturuz büyüyünce peygamber olduğumuzu. Gider bir öğretmen oluruz, işçi, pezevenk,mühendis, memur.dedim, güldüler. Şehir cereyanına bağladılar beni. Güldüler siktir çektiler, kalbimin içinde çarpan kalplere. Çirkinleştireni her yerde, ey dünyayı kutsallaştıran çılgınlık nerdesin? Dedim. Güldüler. Öyle bir şekilde yan yana getirelim ki sözcükleri, herkesin orospu olmaktan kurtaralım onları.dedim ,güldüler.
Zaman geçti. Artık çıplakken bir şey söyleyemiyorum insanlara, kişiliklerim birbirleriyle yaşamayı öğrendi, gidecek başka bir bedenleri olmadığını anladı en sonunda. İlaçlarımı düzenli kullanıyorum, sigarayı azalttım. Buradan çıkmama az kaldı doktorum Alper Bey söyledi. Geçende kendi kendime Cemal dedim Cemal! İsmim Cemal bu arada-: Hayatı güzelleştiren şey tehlikeyi sevmektir. Hayatı güzelleştirmek istiyorsan dünyanın en tehlikeli şeyini sevmeyi öğrenmelisin: İnsanı! Buna kendini sevmekle başlayabilirsin. Hak verdim Cemal'e. Güzel konuşuyordu, inandım ona. Cemal'e borcumu ödeyeceğim. Yeryüzünde insanlar tarafından kanatılmamış hiçbir aşık olmayı yeniden deneyeceğim. Cemal'e borcumu ödeyeceğim. Az kaldı, bekleyin beni."

Vede okumaktan üşenenlere öykü için hazırlanan video


Ben Deli Değilim ...1. Seçilen Senaryo

29 Ağustos 2010 Pazar

Başıbozuklar sizi...

Arkadaşlar baya komedi makara kukara bi program ben beğendim açıkçası 00:30 la 1:15 arası yayın yapıyorlar kendileri B.Ozan Pak la Poyraz Kırcalı nın House FM de yaptığı yayına ulaşmak için

http://housefm.listen2myradio.com/

Kaçak-Antreman(e güzel olmuş be her ne kadar diss lerden hoşlanmasamda...)


Fuat Ergin ft. Kaçak-Antreman
. -

İzlenememe gibi problem oluyorsa sanırım burdan...

26 Ağustos 2010 Perşembe

Cenk bey bu ses nerden geliyor?

Arkadaşlar yeni yazarımız da geldiğine göre bütün duygusal ve sıkıcı şeyleri o üstlenicek bende biraz eğlence şeapıyım buyrun cenk ve erdem den zamanın en apaçi şarkısına ilginç bi yorum "alarmdan"

25 Ağustos 2010 Çarşamba

Bir Hoşgeldin de benden!

Ey bizi takip eden, bir yandan niye takip ettiğini de bilmeden mala doğru giden geniş(!) -eh abatmış olabilirimxD- kitle!
Sizlere bir kez daha hoşgeldiniz demekten onur gurur vs vs..
Merak etmeyin ben Mr. Panic kadar mala bağlatmadan yazarım yazacağımı, biraz da romantiğimdir hani :)
Paylaşımlarımın genel bir konu üzerinde olmayacağını tahmin ediyorum, aşk, kültür, sanat, gündemden konular ya da akla gelmeyen şeyler üzerine olabilir, sizi mümkün olduğunca sıkmamaya çalışacağım. Sana da meraba Mr.Panic'im benim :D

Neyse yazılarımda yavaş yavaş tanışmak ve bir şeyler paylaşmış olmaktan mutluluk duymak dileğiyle, sevgiyle kalın. ''Savaşmayın, şevişin.'' :)

Fakat bu davudi ses...


Okunma problemi var ise resme tıkıverilmesine...
Gündem gecikmesi problemi içinse yapıcak bişey yok...

40 katır mı...(laf sokuşu vaaar )
















1950'li yıllarda Amerikalı mühendisler gelmiş Türkiye'ye.. Kayseri'de bir kısım... imar çalışmalarına rehberlik edeceklermiş.. Türkiye'de o zamanlarda yol güzergâhını belirleyecek alet ve eleman yokmuş..
Türk mühendisler eşeği yokuşa sürüyor, arkasından elemanlar şeritmetre çekiyor ve eşeğin ayak izlerine kazık çakıp istikamet belirliyorlarmış.. Bunu gören Amerikalı mühendis pratiği kavrayamamış ve sormuş,
- Ne yapıyorlar böyle?
Türk mühendis cevap vermiş,
- Rampada yolun güzergâhını belirliyorlar.
- Anlayamadım?
- Eşek rampayı en uygun yoldan çıkar, biz de eşeğin izinde kazık çakıp rampada yol güzergâhı belirliyoruz..
Amerikalı katılarak gülmeye başlamış.. Yatışınca da sormuş,
- Peki eşek bulamayınca ne yapıyorsunuz?
Türk mühendis bozuntuya vermeden cevap vermiş,
- Amerika'dan mühendis getirtiyoruz..

24 Ağustos 2010 Salı

Ne yapak inanak mı kanka?

Buda benden cüneyt özdemire gelsin xD

Acı gerçek

biraz eski ama on numara...Umut sarıkaya yapımıdır...

acaba wordpress e mi geçsem gençler...

ya şu aralar daha iyi blog sistemleri arıyorum blogger ı çok sevmedim açıkçası.Hem üye olma sekmesi yok hemde yazar alımı wordpress den daha zor.Ha evet yazar almayıda düşünüyorum.Hem belki ortak bulursam daha yaratıcı daha ilginç bişeylerde olabilir.Dur bakalım yakın zamanda alan adı ve internet alanı alabilirsek wordpress tabanlı yepsyeni bi blog açıp yazar filan da şeedebilirim... Ha bu arada blog kurbağam nasıl güzel demi artık girdikçe onu da besleyivrin gençler... Eğer bu tip site açıcaksanız ve benim kurbağam gibi şeylere meraklıysanız ahanda burdan baya güzel yaratıcı flash eklentiler yapmışlar kendileri.Flash dan bide anlasam neler yapacağım da ah ah...
Unutmadan bu yazıdaki önerim: "ithal et yemeyin gençler..." :D
Esen kalın bol bol "boy" lu "soy" lu tartışmalar yapmayıda unutmayın...

eeeh be yapma bunu

dershane başladı bizde başladık anasını satiim zaten zor olan sınav sistemi daha da zorlaştırıldı hatta ygs nin bile ne zaman yapılacağı belli değil.Hayır madem yaptığın her şeyde bi sorun çıkıyo bari tek bir sistem üzerinden istikrar sağla tamamiyle saçmalık kardeşim...
Neyse sizi sınav stresiyle sıkmayayım bundan sonra her yazımda bir öneri vermeye başlıcam(sanki herkes te benim öneri vermemi bekliyodu... ama yapmayın ben bu havayı seviyorum sanki çok okuyucum varmış gibi hissettiriyo) Bu yazıdaki önerim bence bu yazıyı okuduktan itibaren her türlü elektronik aletinizi kapatın ve 5 dakika boyunca sessizliği duymaya çalışın.Çok yararlı oluyo insanın tüm ştresini alıyo valla billa ... Her neyse %80 ninizin bu öneriyi takmayacağını göz önüne alarak yazıma devam ediyorum.
Ha geçen bi arkadaş sorduydu blogun başlığındaki "direk mala gider derken?" diye.Onuda şuna bağlıyorum yazdıklarımın mantalitesini anlayamadıktan sonra yazarın mala bağladığını düşünenler için yazdım onu.Yani madem yazar mal yazdıklarıda anca mala gider hesaabı.Sonuç olarak ta "bunu okursam mal mı oluyorum yaniii" diyen de okumasın yahu banane.
Son olarak şu aralar okuycak bi kitap arıyosanız ve umut sarıkayanın kitaplarını okumadıysanız "benimde söyleyeceklerim var" ve "benimde söyleyceklerim var 2" çok güzel kitaplar.Umut sarıkaya hayranı olduğum için söylemiyorum çok güzel kitaplar. Bide bu blog dan sıkıldıysanız "Sezyum.com" uda deneyin...Nitekim benim ileride ulaşmak istediğim örnek aldığım blog orası vallaha(the road of the vallaha xD xD).Şimdilik bu seferki külliyatında sonuna geldik bi daha ki mallıkta görüşmek üzre.Kendinize çok iyibakınsle...

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Oluşturulduktan aylar sonra artık gerçek bi hoş geldinin zamanı geldi...

Ya şu blog olayını açtığımda(ki aslında hiç düşünmeden açtıydım) dedim burda çizgi roman yorumlamaları filan yaparım oo ne büyüğüm ben gibi düşünceler içerisindeydim ama tabi öyle olmuyor.Yani daha doğrusu anladım ki o işler öyle değilmiş.Son günlerde artık dershanenin de başlamasıyla heralde pek blog girişi yapamam ama başladık bi kere yapıcak bişey yok.
Her neyse öss maratonu başlamadan önce Hayri(slim shady) sağolsun bi çok çizgi roman serisi bitirme fırsatım oldu.Aslında hala hızımı almış değilim fakat bi yerde kesmek gerekir(heralde :D).Baya baya lisede bu sene bitiyo insan nedense bişeye başlarken hiç bitmicekmiş gibi geliyo.Sanki bazı yollar hiç aşılmıcakmış o tatlı yolun o tatlı kavşağı hala orda öylece duracakmış gibi.Tabi zaman geçtikçe bu tatlı kavşakların hayatınızdaki küçük yavşaklar olduğunu anlıyosunuz.Sadece size bi kaç güzel kaşınma hissi tattırmaktan başka hiç bi görevleri yokmuş gibi.Ama aslında var o kaşıntılar üst üste gele gele derinizi aşındırıyor hatta kaldırıyor.Bu süreç bazen acı verici bazen ise ölü deriyi soymanın verdiği rahatlığı veriyor.En sonunda ise eskimiş ölü deriyi kaldırıyor ve yepyeni olan siz ortaya çıkıyosunuz.Lise böyle bişeymiş gibi geçti fakat heralde derin izler kalacak(arkadaşlıklar aşklar...).Ahanda şimdide olduğu gibi yazının sonunu bağlayamadım mınk..yyım.Zaten ben yazarlığımla değil çizerliğimle övünen bi insan oldum sanırım ilerikiş zamanlarda buraya çizimlerimide koyucam.Zaten ileriki dönemlerde bu kadar ciddi yazıcağımıda sanmıyorum bu ilk ve tek olsun.Şimdilik esen kalın....

12 Mart 2010 Cuma

Hoşgeldim xD

Evet sonunda bende bu blog işine bulaştım elimden geldiğince size anime,çizgi roman ağırlıklı ama her konunuyu da barındıran hoş bir blog oluşturmaya çalışıcam